İç Mücadele

65 Yaşında Bir Aktivist Fotoğrafçının İç Hesaplaşması: Fotoğraf, Mücadele ve Vicdan

Son günlerde, yıllara dayanan fotoğraflarımı küçük küçük kitaplar hâline getirme hevesine kapıldım. Gittim, piyasada en iyisi olarak bilinen  yazıcıyı aldım. Bu yazıcıyı alırken esas hedefim; yıllardır fotoğraflarını çektiğim Ver.di ve IG Metall üyesi işçilerin yaptıkları uyarı grevleri ve grev fotoğraflarını, bu sendikalar aracılığıyla “Sizden Aldıklarımı Size Geri Vermek” mottosuyla kitaplaştırmaktı.

IGMetall-WARNSTREIKS – ALevent Evrensel-Presse und Straßenfotograf

Verdi-WARNSTREIKS – ALevent Evrensel-Presse und Straßenfotograf

Kitabı sendikaların sponsorluğunda bastırmak, sergide yer alacak fotoğrafları ise evde kendi yazıcımda basmak istiyordum.

Projeyi hazırladım. Binlerce fotoğrafın içinden seçimler yaptım. Gerçekten çok zorlu bir süreçti. Her projede seçkileri yaklaşık 100 fotoğrafa kadar indirdim.

Sonra iş, projeleri sendikalara göndermeye geldi.

Gönderdim.

Ver.di sendikası projeme önce olumlu yaklaştı. Bizzat Ver.di Münih Başkanı Claudia Weber, bunun olabileceğini söyledi ve benden kabaca bir maliyet hesabı çıkarmamı istedi. Ben de tanıdığım matbaacı arkadaşlar aracılığıyla piyasa araştırması yaptırdım ve yaklaşık bir maliyet çıkardım.

Bir süre bekledikten sonra Claudia Weber kibar bir e-posta ile cevap verdi. Projeyi kabul etmediklerini, şu anda böyle bir harcama yapamayacaklarını, ancak bir sergi düşünürsem bu konuda yardımcı olabileceklerini yazdı.

Bu arada, projeyi göndermemin üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen IG Metall Münih Başkanı tek bir cevap bile göndermedi.

Ben esas olarak Münih’teki toplumsal hareketlilikleri fotoğraflayan ve bunları haberleştiren biriyim. Hazırladığım haberleri özellikle Yeni Hayat / Neues Leben ve Türkiye’de yayımlanan Evrensel gazetesine gönderiyorum.

Kendimi Aktivist Fotoğrafçı olarak tanımlıyorum.

Toplumsal hareketleri fotoğraflamamın nedeni, benim de o hareketlerin içinde yer alan bir dünya görüşüne sahip olmamdır.

Hayatım işçi sınıfı hareketleri, ırkçılık ve faşizm karşıtı mücadeleler, savaşa karşı yürütülen eylemler, sosyal kısıtlamalara karşı direnişler ve çevre sorunlarına yönelik etkinlikler içinde geçti.

Doğal olarak, bu konularda çevremde de duyarlılık yaratmak, haberler yaparak duyarsız insanları biraz olsun düşündürebilmek istedim.

Fakat çocukluğumdan beri fotoğraf çekmeye de büyük bir ilgim vardı.

Ne var ki ancak 50 yaşından sonra bir fotoğraf makinesi edinebildim. Benim için geç kalmış bir kavuşmaydı.

Elinde bir fotoğraf makinesi olunca insan doğal olarak her şeyin fotoğrafını çekmek istiyor; Japon turistler gibi…

Ben de öyle yaptım.

Otu, kuşu, çiçeği, doğayı… Güzel gördüğüm ne varsa çektim.

Bu arada sokaktaki insanları da fotoğraflamaya başladım. Zamanla elimde hatırı sayılır bir sokak fotoğrafı külliyatı oluştu.

Ver.di fotoğraflarından bir zine hazırladım ve evde bastım.

“Sokakta Yaşayanlar ve Çalışanlar” başlıklı bir zine hazırladım.

Doğa ve manzara fotoğraflarımdan oluşan bir seçki bastım.

Torunumun altıncı yaş günü vesilesiyle, doğumundan bugüne kadar geçen sürede hem benim, hem eşimin, hem oğlumun hem de gelinimin çektiği fotoğraflardan oluşan bir seçki hazırladım ve Matbaa’da beş adet bastırdım.

IG Metall işçilerinin 2008’den bugüne kadar yaptıkları grev ve uyarı grevlerinden oluşan bir seçki hazırladım ve onu da yine Matbaa’da on adet bastırdım.

Yine sokakta çektiğim fotoğraflardan oluşan Yansımalar isimli bir seçkiyi evde kendim bastım ve ciltledim. Gerçi ciltleme oldukça acemice oldu.

Son günlerde ise 156 fotoğraftan oluşan bir sokak fotoğrafı seçkisini yaklaşık 160 sayfalık, adeta tuğla gibi bir kitap hâline getirmeye çalışıyorum.

Baskısı bitmek üzere.

Şu anda dokuzuncu formadayım. Onuncu forma ile birlikte tamamlanacak ve ardından ciltlemeye başlayacağım.

Neredeyse evi küçük bir atölyeye çevirmiş durumdayım.

Sağ olsun eşim de beni sessizce destekliyor.

Acemice yaptığım ciltlemelere bile “Çok güzel olmuş.” diyor.

Üstelik bunu sadece moral vermek için değil, gerçekten samimi olarak söylüyor.

Fakat beni rahatsız eden bir şey var.

Ben tatmin olamıyorum.

Dışarıda hayat bütün hızıyla akıyor.

Savaşlar…

Irkçı partilerin yükselişi…

Sosyal yaşamdaki kısıtlamalar…

Silahlanmaya ayrılan milyarlarca dolar…

Türkiye kökenli, Türkiye demokrasi mücadelesine emek vermiş ve bunun bedellerini ödemiş biri olarak, bugün Türkiye’de yaşanan anti-demokratik gelişmeler beni derinden rahatsız ediyor.

Ve ben kalkmışım çiçek, böcek, doğa, manzara, yansımalar ve sokak fotoğraflarıyla uğraşıyorum.

65 yaşında bir devrimci olarak…

Elbette Münih’te verilen mücadelelerin hemen hepsine katılıyor, fotoğraflıyor ve haberlerini yapıyorum.

Bazen katılamadıklarım da oluyor.

O gün ya hastayımdır ya da hastanedeyimdir.

Geçenlerde AfD’ye karşı düzenlenen bir eylem vardı.

Son dönemde ne yaparsak yapalım oy oranı yükselen bu faşist partiye karşı önemli bir gösteriydi.

Ben katılamadım.

Sebebi ise Almanya’da yaşanan aşırı sıcaklardı.

Birçok kronik hastalığım var.

65 yaşındayım.

Oğlum ve eşim gitmeme izin vermediler.

Normalde kimseden izin almam.

Kafama koyduğumu yaparım.

Ama bu kez onları dinledim.

O günü torunumla birlikte yüzmeye giderek değerlendirdim.

Düşünsenize…

Ben torunumla havuzdayım.

Ama aklım sürekli eylemde.

Katılım nasıldı?

Polis gençlere saldırdı mı?

Nasıl geçti?

Bütün bunları düşünüyorum.

Elbette böyle bir dönemde fotoğrafçılığın başka alanlarıyla uğraşmak, onları paylaşmak ve bunlara zaman ayırmak zaman zaman içimde bir rahatsızlık yaratıyor.

Belki de bu yazıyı yazmamın nedeni de tam olarak bu…

 

Zwischen Fotografie und politischer Verantwortung – Gedanken eines Aktivisten mit 65

In den vergangenen Monaten habe ich begonnen, meine Fotografien aus vielen Jahren in kleinen Fotobüchern und Zines zu veröffentlichen. Dafür habe ich mir einen  Drucker angeschafft. Mein ursprünglicher Plan war es jedoch, die Fotos von Streiks und Warnstreiks der Gewerkschaften Ver.di und IG Metall unter dem Motto „Euch zurückgeben, was ich von euch bekommen habe“ als Buch zu veröffentlichen – unterstützt von den Gewerkschaften selbst.

IGMetall-WARNSTREIKS – ALevent Evrensel-Presse und Straßenfotograf

Verdi-WARNSTREIKS – ALevent Evrensel-Presse und Straßenfotograf

Ich sichtete Tausende von Bildern, stellte sorgfältig Auswahlen zusammen und legte die Projekte den Gewerkschaften vor. Ver.di reagierte zunächst positiv, musste das Projekt aus finanziellen Gründen jedoch ablehnen. Für eine Ausstellung bot man mir Unterstützung an. Von der IG Metall erhielt ich bis heute keine Antwort.

Ich verstehe mich als Aktivistischer Fotograf. Seit vielen Jahren dokumentiere ich in München Streiks, Demonstrationen gegen Rassismus und Faschismus, Proteste gegen Krieg sowie viele andere soziale Bewegungen. Meine Fotos und Berichte veröffentliche ich regelmäßig in verschiedenen Medien.

Fotografie bedeutet für mich weit mehr als Ästhetik. Sie ist ein Mittel, gesellschaftliche Entwicklungen sichtbar zu machen und Erinnerungen für die Zukunft zu bewahren.

Mit der Zeit begann ich aber auch, die Natur, Straßenszenen und das alltägliche Leben zu fotografieren. Inzwischen sind mehrere Zines und Fotobücher entstanden, die ich größtenteils selbst drucke und binde. Derzeit arbeite ich an einem rund 160 Seiten starken Straßenfotobuch mit 156 Fotografien. Mein Zuhause verwandelt sich langsam in eine kleine Werkstatt. Meine Frau begleitet diesen Prozess mit viel Geduld und großer Unterstützung.

Trotzdem begleitet mich ein Gefühl des Zwiespalts.

Während Kriege geführt werden, rechtsextreme Parteien an Einfluss gewinnen und demokratische Errungenschaften unter Druck geraten, frage ich mich immer wieder, ob es richtig ist, mich mit Landschaften, Blumen oder Straßenfotografie zu beschäftigen.

Gleichzeitig habe ich mich aus den politischen Auseinandersetzungen nicht zurückgezogen. Solange es meine Gesundheit zulässt, nehme ich an Demonstrationen teil, fotografiere sie und berichte darüber. Doch mit 65 Jahren und mehreren chronischen Erkrankungen gibt es Tage, an denen ich nicht mehr überall dabei sein kann.

Vielleicht verändert sich mit dem Alter auch die Form des Engagements.

Vielleicht besteht politisches Handeln nicht nur darin, auf der Straße zu protestieren, sondern auch darin, Erinnerungen zu bewahren, gesellschaftliche Entwicklungen zu dokumentieren und sie kommenden Generationen zu hinterlassen.

Die Frage, die mich derzeit am meisten beschäftigt, lautet deshalb:

Kann auch das Erstellen von Fotobüchern in einer Zeit voller Krisen und gesellschaftlicher Konflikte eine Form des politischen Engagements sein?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir